Teknoloji

Paylasim

Cep’ten internet hem hızlı hem de ucuz olacak

Bilgisayar şirketi İntel, geçen yıl Türk Telekom ile birlikte Wimax Ambulans Pilot Projesi’ni hayata geçirdi.

Türk Telekom’un Wimax lisanslarını vermeye başlamasıyla Türkiye’de birçok şeyin değişeceğini aktaran Haluk İlkdoğan, Alcatel’in hazırladığı Wimax 16e ürününün, GSM’den sonra en büyük teknoloji dalgasını oluşturmaya aday olduğunu söylüyor. Düşük fiyata ve güçlü bir kablosuz erişim imkânı sunan teknoloji sayesinde artık dizüstü bilgisayara takılacak bir kart sayesinde, yer değiştirilse bile sürekli internete takılı kalınabilecek. Ayrıca söz konusu teknoloji dizüstü bilgisayarla sınırlı kalmayarak, kullanıcılar wimax uyumlu cep telefonları sayesinde çok hızlı internet imkânı, VOIP ve video izleme şansı bulacak.

Önümüzdeki günlerde gündeme gelmeye hazırlanan wimax ile müşterilere yeni ürün modelleri sunacaklarını anlatan İlkdoğan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Rekabetin daha da gelişmesi ile bu hizmetlerin ülkemizde hayata geçtiğini çok kısa zamanda göreceğiz. Biz Türkiye’de sabit şebekelerde lider konumdayız. Ve ana hedefimiz, sabit şebekelerdeki liderliğimizi devam ettirirken, mobil şebekelerde de büyümek. Nortel’in 3N birimini satın aldıktan sonra, dünyada gerçekleşen 16 ihalenin 8′ini kazandık. Bu başarıyı Türkiye’ye taşımak istiyoruz. Umarım Türkiye’de 3N başta olmak üzere, birçok projede yer alacağız.”

Nisan 7, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , , , | Yorum yapılmamış

Beyni Yenilemenin Bilimsel Sırları

Popüler inanışın aksine yakın zamandaki araştırmalar, beyin maddesini yeniden oluşturmanın muhtemelen yolları olduğunu keşfetmiştir. Örneğin Yaşlanma Jerontolojisi üzerine olan Ulusal Araştırma Merkezi’nde ve Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Okulu’nda hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar; hem kalori sınırlandırmasının hem de vitamin, mineral alımıyla beraber aralıklar halinde tutulan orucun hastalığa karşı direnci arttırdığını, yaşam süresini uzattığını ve sap hücrelerdeki nöron üretimini harekete geçirdiğini göstermiştir.

reseptor.jpg Beyin Reseptörleri Buna ilaveten oruç tutmanın; beyin yaralanmasının ardından yeniden-tellemenin başarılı olması için muhtemel olarak kabiliyeti arttırıp, sinaptik elastikiyeti çoğalttığı gösterilmiştir. Bu faydaların düzenli egzersiz stresinin sonucu olarak, büyük müsküler (adalesel) yenilenme konseptindekine benzer bir şekilde hücresel stres tepkisinden kaynaklandığı gözükmektedir.

Ekstra araştırma, yemek aralarındaki zamanı arttırmanın kronik kalori sınırlandırmasından daha iyi bir seçim olabileceğini ileri sürmektedir. Çünkü cinsiyet hormonlarındaki azalmadan ortaya çıkan sonuç, hem seksüel hem de beyin performansını olumsuz olarak etkileyebilir. Cinsiyet steroid hormonları olan testesteron ve östrojen bol yiyecek temininden pozitif olarak etkilenmektedirler. Bir diğer deyişle; bu şekilde daha zeki olabilirsiniz, fakat diğer dezavantajlarının yanısıra o yatak odanızdaki keyfi olumsuz etkileyebilir.

Ancak kendinizi aç bırakma heveslisi değilseniz, diğer seçenekler de var. Burnham Enstitüsü için Tıp Araştırması’ndan ve Japonya’daki Iwate Üniversitesi’nden gelen yakın zamandaki bir diğer bulgu, Biberiye (romarin) bitkisinin beyindeki serbest radikalle savaşan bir içeriği kapsadığını bildirmektedir. Karnosik asit (CA) olarak bilinen aktif içerik, beyni felç ve Alzheimer gibi olan nöro-dejenerasyondan ve normal yaşlanmanın etkilerinden koruyabilir.

Araştırmacılar bu bitkide izole edilmiş bileşimlerin daha etkili formlarının patentini alsalar da; pek çok yeni ilacın aksine, biberiyeyi yalnızca doğal halinde kullanmak belki de en güvenli, klinik olarak tesirine en katlanılabilir olandır çünkü o beyine etki etmesiyle tanınır ve insanlar tarafından da bin seneden fazladır tüketilmektedir. Bitki, Avrupalı halk tıbbında sinir sistemine yardımcı olması için kullanılmıştır.

Berkeley, California Üniversitesi’nde Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Profesörü olan Bruce N. Ames; günlük aldığı, hücrelerimize güç veren Mitokondriya’nın enerji çıktısını arttıran kimyasallar olan 800 mg’lık Alfa Lipoik Asit ve 2,000 mg’lık Asetil-L-Karnitin’e inanmaktadır. Mitokondriyal bozulma, yaşlanmada ve Alzheimer ve diyabet gibi olan hastalıklarda ana faktördür. Bu takviyeleri alan yaşlı sıçanlar daha fazla enerjiye sahip olmuşlar ve labirentleri daha hızlı koşmuşlardır.

Omega-3’ün cevizlerde ve yağlı balıklarda (somon, sardalya ve göl alabalığı gibi) bulunan yağlı DHA ve EPA asitlerinin Alzheimer hastalığını önlemeye yardımcı oldukları düşünülmektedir. (Bundan başka, depresyonu önlemeye yardım ettikleri muhtemeldir ve ani kalp krizinden ölmeyi önlemede yardımcı oldukları gösterilmiştir.)

Genellikle Köride bulunan Turmerik, kuvvetli antioksidan ve anti-inflamatuvar özellikleriyle bir kimyasal olan Kürkümin’i içermektedir. O, Hindistan’da yaraları iyileştirmeye yardım etmek için bir merhem olarak bile kullanılmıştır. Doğu Asyalılar onu yerler de. Bu onların Amerika Birleşik Devletleri’yle karşılaştırıldığında çeşitli kanser türlerine ilave olarak Parkinson hastalığı ve Alzheimer hastalığındaki oranlarının neden daha düşük olduğunu açıklayabilir. Eğer Köri favori yemeklerinizin bir parçası değilse, günlük 500 ila 1000 mg. Kürkümin takviyesini deneyebilirsiniz.

Fiziksel egzersiz; stres proteinlerinin ve büyüme faktörlerinin üretimi aracılığıyla beynin yenilenmesini ve kas hücrelerini uyararak nöron yenilenmesinde faydalı etkilere sahip olabilir. Fakat yine de ilave araştırma, egzersizlerin hepsinin aynı değerde olmadığını ileri sürmektedir. İlginç bir şekilde bazı araştırmacılar; angarya olarak nitelendirilen egzersizin nöronal yenilenmeye faydalı olmadığını, fakat tamamen eğlence için yapılmış fiziksel aktivitenin ise aynı zaman harcanmış ve aynı kaloriler yakılmış olsa bile nöronal yenilenmeyle sonuçlandığını keşfetmişlerdir.

Egzersiz de stresi azaltmaya yardımcı olabilir, fakat meditasyon ve yaşam stili değişiklikleri gibi olan herhangi bir stres-azaltıcı aktivite beyine yardım edebilir. Kronik stresin beynin öğrenme, hafıza ve ruhsal durumla alakalı olan kısımlarını küçülttüğüne dair bazı kanıtlar vardır. (O ayrıca yaranın iyileşmesini geciktirir, ateroskleroz-damar sertleşmesini arttırır ve kan basıncını yükseltir.)

Kısa dönem kavramsal ve fiziksel performansın vücut ısısında düşme, azalan kan atış hızı, kan basıncı, azalan glukoz ve insülin seviyeleri yüzünden oruç tutmakla artmadığını söylemeden geçmemeliyiz. Bundan dolayı, oruç tutma devresinde bir maratonu planlamamak veya bir iş toplantısını talep etmemek daha iyidir.

Ölçülü yemek yeme reçetesinin, egzersiz yapmanın ve anti-oksidan bakımından zengin yiyecekleri yemenin sağlıklı yaşam stilinin bir parçası olarak uzun ömrü arttıracağını uzun zamandır biliyoruz; fakat o altın yıllara bunama çeken her 7 kişiden 1 tanesi olmadan ulaşıp, beyinlerimizi beraberimizde götürebileceğimizi bilmek güzel. En iyiyi dileyin ve biraz biberiyeli tavuk yiyin.

Çevirmen: Esin Tezer

Nisan 7, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapılmamış

Kitze;Milyar $’lık Şirketler Kuran Bir Girişimci

Hollywood filmlerinde görürüz. Cebinde birkaç doları vardır, kafasında da fikirleri. Sonra bakmışınız filmin akışı içinde kahramanız birden mültimilyoner olmuştur. Bende bunu birçoğunuz gibi sadece filmlerde var olduğunu sanırdım. Değerli dostlarımdan biri bana “‘Gerçek bir başarı öyküsü’ nün kahramanını sen de incelemelisin” diyene kadar.

Tam bir Amerikan Rüyası. Aslında İnternet Rüyası demek buna daha doğru. Sadece Amerika’da değil, dünyanın dört bir köşesinde fikirlerini girişimci kişilikleri birleştiren bir çok insan “Yeni Ekonominin Kahramanları” olarak baş göstermeye, doğrudan veya dolaylı olarak alışkanlıklarımıza yön vermeye başladı.

Yeni Ekonominin prensleri arasında adlandırabileceğimiz Chris Kitze, Xoom.com ile bir çoğumuzun web sayfalarına ev sahipliği yaptı. Wine.com ile şarap dağıtımı yaparken, Yaga.com ile yeni nesil alışveriş ödeme sistemlerini hayatımıza soktu.

Onu başarılı kılan en önemli noktalardan biri ise, her zaman en tepe noktada istasyon değiştirmesi, ulaştığı zirve noktalarına takılmadan yeni fikirlerler peşinde koşması.

Chris Kitze Kimdir?

Kendini kanıtlamış bir girişimci, bir çok başarılı şirket kurdu. Chris Kitze, Yaga, Inc. firmasını Eylül 2000’de kuran kişilerden biriydi. Yönetim kurulu başkanı olarak, stratejik vizyon, önemli ölçüde teknolojik ve elektronik medya konularında uzmanlık sağlıyor. Kurduğu şirketler sıfırdan multi milyar dolarlık şirketler haline geldi.

Yaga, Inc.’den önce, NBC Internet’in CEO’suydu. Bu şirket Aralık 1999’da XOOM.com ve Snap.com’un birleşmesi sonucu ortaya çıktı. Kitze aynı zamanda XOOM.com’u Eylül 1996’da kuranlardan biriydi, Aralık 1998’de halka arz etti ve başlangıcından bu yana yönetim kurulu başkanlığı ve sekreterliği görevlerini üstlendi.

Chris Kitzeİnternet ve pazarlama konusundaki yetenekleri ile, Kitze, üç interaktif şirket kurdu ve bunları sattı. XOOM.com’dan önce Point Communications Corporation adlı şirketi kurdu. Bu bir web dizini şirketiydi ve Ekim 1995’de Lycos tarafından satın alındı. Kitze şirkette çalışmaya devam etti ve Point departmanını yönetti. Aynı zamanda Lycos’un pazarlama genel müdür yardımcılığı görevini yürüttü. Burada çalışmaları ile şirketin 225 milyon dolar değer ile halka arz edilmesi konusunda yardımcı oldu.

Point’i kurmadan önce, Aris Entertainment adlı bir şirketin kurucularından biri oldu. Bu şirket interaktif CD-ROM serileri yayınlıyordu. Bunlar arasında, ödül kazanmış olan MPC Wizard, MediaClips ve Video Cube ürün serileri var. Aris Entertainment iki seneden daha kısa bir zaman dilimi içinde 2 milyondan fazla CD-ROM sattı ve SoftKey International (şimdi The Learning Company oldu) tarafından satın alındı. Bu şirket, Haziran 1994’de 300 milyon dolarlık halka arz edilmiş bir şirketti.

Kitze yakın zamanda Albert Einstein Teknoloji Ödülünü kazandı. Bu ödül girişimcilikleri ve risk üstlenmeleri sonucunda, insanlığa hizmet için teknolojinin sınırlarını ilerleten ve diğerlerinin bu yüksek teknolojilerden faydalanmalarını sağlayan başarılı liderlere veriliyor. Şimdi ise Kitze wine.com’un yönetim kurulu başkanı. Kitze, Colorado Üniversitesi kimya mühendisliği fakültesi mezunu.

Nisan 7, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , | Yorum yapılmamış

2007′de 33 Milyon Yeni Alan Adı Tescil Edildi

Sadece 2007 yılında 33 milyon yeni alan adının kayıt edilmiş olduğu, sonu .com ve .net ile biten alanlara olan talebin büyük bir orana isabet ettiği, toplamda 80 milyondan fazla adın bu sonekler ile satıldığı bildiriliyor.Sadece 2007 yılında 33 milyon yeni alan adının kayıt edilmiş olması, internetin bu alanda doygunluğa ulaşmaktan henüz uzak olduğunu gösteriyor.

Sonu .com ve .net ile biten alanlara olan talebin büyük bir orana isabet ettiği, toplamda 80 milyondan fazla adın bu sonekler ile satıldığı bildiriliyor.

Dijital sertifikalar, net güvenliği ve komünikasyon alanlarında faaliyet gösteren VeriSign şirketinin sağladığı verilere göre, tescil edilen “.de” ile biten Alman alan adları geçtiğimiz yıl birinci gelirken onu “.cn” ile biten Çin alan adları izledi.

Web sitesi kurmanın çocuk oyuncağı haline geldiği günümüzde, alan adı almak ve kayıt olup yayına geçmek sadece dakikalar alıyor. Ancak, kimi durumlarda kullanıcılar daha fazla işlerine yaramayan siteleri pasif halde tutmayı tercih edebiliyorlar. Bu, internetin sanal bir “çöplüğe” dönmesinin ötesinde kullanılabilir alan hacminin düşmesine neden oluyor.

Özellikle 2005 yılından sonra Türkiye’de yaşanan web sitesi sahibi olma furyası, yeni alan adı bulmada yaşanan sıkıntıyı tetikleyen, internet olgusunu zorlayan unsurlardan bir diğeri halini aldı.

VeriSign’ın gerçekleştirdiği araştırmaya göre, .com ve .net ile biten alan adlarını edinenlerin %89′u gerçekten bir web sitesine sahip olmak amacıyla bu girişimi gerçekleştirmiş.

Halen kullanılmakta olan IPv4 protokolü, 4 milyardan fazla (2 üzeri 32) internet adresine olanak sağlıyor. Yapılan tahminlere göre, en geç 2013 yılında son alan tanımlaması yapılacak ve internet tamamen dolmuş olacak.

Nisan 7, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , , | Yorum yapılmamış

Telekomünikasyon Kurumu 2008 İşplanı Açıklandı

Telekomünikasyon Kurumu 2008 iş planı Başkan Dr.Tayfun Acarer tarafından Ankara’da düzenlenen bir basın toplantısında açıklandı. Acarer’in toplantıda verdiği telekomünikasyon sektör büyüklükleri de 18,2 milyon abone ile sabit hatta gerilemeye, 63,1 milyon abone ile mobil hatta artışa işaret ediyor. İşplanında şehiriçi görüşmelerin rekabete açılmasıne ilişkin bir not görülmezken, wimaxin yer alması memnunluk verici olarak değerlendirildi, ancak numara taşınabilirliğinin mobil olarak tanımlanması dikkat çekti.

Telekomünikasyon Kurumu, 2008 iş planını, Ankara’da yapılan bir toplantıda açıkladı. Kurum Başkanı Tayfun Acarer’in düzenlediği basın toplantısında sektörün büyüklükleri de 2008 mart itibariyle açıklandı. İş planında sabit hat lisansı konusunda bir vurgu görülmezken, numara taşınabilirliğinin başına “Mobil” kelimesinin ilave edildiği görülüyor.

Acarer’in açıklamalarına göre Telekom sektöründe mart 2008 itibariyle

  • 18,2 milyon sabit hat abonesi
  • 63,1 milyon mobil abone sayısı
  • 4,962 milyon ADSL abonesi
  • 244 işletmeci


var ve sektörün büyüklüğü 23 milyar $.

244 İşletmecinin 32’si UMTH (şu ana kadar lisans alan sayısı 45), İnternet servis sağlayıcı sayısı 81 (büyük şirketler ve bazı bankalar kendi iç hizmetlerini daha rahat sağlamak amacıyla lisans alabiliyor), 15’i ise altyapı işletmecisi.

Acarer’in sunumuna göre, GSM’e giden trafiğin 2006’da % 33’ü, 2007’de % 29’u, Uluslar arası gelen trafiğin 2006’da % 62’si, 2007’de % 63’ü, Yurtdışına giden trafiğin 2006’da % 15’i, 2007’de % 22’si, Şehirlerarası Trafiğin 2006’da % 5’i ve 2007’de % 8’i UMTH firmaları nca sağlanıyor. Tabi şehriçi trafik henüz serbestleşmediği için bu tabloda yer almıyor.

Sunumda görüldüğüne göre, Serbestleşmenin çalışmalarının başladığı 2004 yılına göre yapılan bir karşılaştırmaya bakıldığında, 2994 yılında vergiler dahil dakikası 29 Ykrş olan şehirlerarası ses görüşmesi, 2007 yılında 9 yeni kuruşa, 2004’de 77 Ykrş olan uluslar arası 2007’de 12 kuruşa ve 2004’de 72 kuruş olan sabitten mobile 2007’de 38 kuruşa düşmüş.

Mobil sektöre bakıldığında abone başına aylık ortalama gelirin (ARPU) 2006 yılında 11,7 $’dan 2007 yılında 13,9 $’a çıktığı görülüyor.

En ilginç tablolardan birisi ise geniş bant Pazar payları konusunda, tabloya göre TTnet’in ADSL payı mart 2006’da % 97,31 iken, mart 2008’de % 94,95 olmuş. Buna karşılık diğer işletmecilerin payı mart 2006’da % 1,07 iken, 2008 martta % 4,23 olarak görülüyor. Bu toplamda kablo genişbantın payı ise, tek firma Türksat ile 2006 martında % 1,07’den, 2008 martında % 0,82’ye düşmüş durumda. Türksat’ın kablo aboneleri mart 2006’da 30.270 ve 2008 mart ayında 41.000 olarak veriliyor.

Bu tablolardan görülen sonuç, serbestleşmenin hala ağır aksak yürüdüğü kablo tarafında % 100 ile Türksat’ın ve ADSL tarafında % 94 ile Türk Telekom’un tekel konumunda oldukları.

Sunumun düzenlemeler ve uygulaması bölümünde, numara taşınabilirliği veri tabanının nisan 2008 sonunda tamamlanabileceği ve ekim ayında da hayata geçirilebileceği şeklinde. Burada çok dikkat çekici bir nokta ise, numara taşınabilirliğinin “Mobil” olarak tanımlanması olmuş.

Kısa mesajların (SMS) Türkçe kullanımı, bilindiği gibi Telekomünikasyon Kurumu’nun bu yıl başında üstünde durduğu ve 3-4 yıl sürer zannedilmesine karşılık hızla çıkardığı bir uygulama. TK, bu uygulamanın dünya standartlarına ilave edilmesi konusunda gösterdiği başarıyı, işletmecilere o zaman gelene kadar geçecek sürede işletmecilerin gönüllü olarak SMS’leri tek kontörle ücretlendirmesi konusunda gösterdiği ısrarla da taçlandırdı.

Gizli numara ile aranmanın engellenmesi konusu da 1 ocak 2008 itibariyle uygulanmaya alındı. İsteyen abonelere bu hizmet de verilebiliyor.

Nisan 7, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , , , | Yorum yapılmamış

Küresel Isınmaya Karşı Power Cube


Küresel ısınmaya karşı teknolojik gelişmeler hız kazandı.Özellikle alternatif enerji kaynaklarında yapılan araştırmaların teknoloji ile birleşmesi sonucu günlük hayatta kullanılabileceğimiz aygıtlar ortaya çıkabiliyor.Ürünün tek kötü özelliği ise 25 bin dolarlık fiyatı.

Power Cube’te bu ürünlerden biri.Güneş enerjisinden yararlanarak elektirik üreten ürün,ses ısı gibi insanları rahatsız edecek olgulardanda arındırılmış.Temel olarak bir jeneratör görevi gören Power Cube,fosil yakıtların ana sebeplerinden olan küresel ısınmaya karşı da ufakta olsa bir çaba içinde olanlar için ideal.

Power Cube Teknik Özellikler

600 watt güneş enerjisi üretimi

3500 watt devamlı enerji değişim çıktısı

2400 amp saat pil depolama

Detay(ingilizce)

Nisan 4, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Bilim, teknoloji | , , | 1 Yorum

Exilim EX-S10, artık Türkiye’de

Nisan ayından itibaren tekno marketler ve Casio Exilim bayilerinde yerini alan Ex-S10’un satış fiyatı 599 YTL.
Dört farklı Auto Shutter özelliği sayesinde, titrek ve somurtkan fotoğraf devrini kapayan Ex-S10, isterseniz gülümsemenizi takip ederek, isterseniz poz vermek için hareketsiz kaldığınızda ya da görüntünüz kadrajı doldurduğunda otomatik olarak fotoğrafınızı çekebiliyor.

Casio’nun gömlek cebinde taşınabilecek kadar ufak boyutlara sahip yeni modeli Exilim S10, küçük boyutlarının yanı sıra, 10.1 megapixel çözünürlüğü, 3X optik zoom özelliği ve farklı hafıza kartlarının desteklemesi ile dijital fotoğraf makineleri arasında farklı bir alternatif olarak ortaya  çıkıyor.

Exilim S10’da bulunan Bulanıklık Azaltıcı, Kendi Kendine Portre, Gülümseme Algılayıcı ve Pan otomatik çekim özellikleri, fotoğraf çekmeyi eğlenceli hale getiriyor. Bulanıklık Azaltıcı otomatik çekim özelliğini seçtiğinizde EX-S10, görüntüyü analiz ederek, kadraj içerisindeki ana konu hareketsizleştiğinde, otomatik olarak fotoğrafını çekiyor.

Kendi Kendine Portre özelliğini seçtiğinizde ise Exilim EX-S10, görüntünüzün kadrajı doldurmasını bekliyor ve görüntünüz kadrajı doldurduğunda otomatik olarak fotoğrafınızı çekiyor.

Dördüncü otomatik çekim özelliği olan Pan özelliği ise, koşan çocuğunuzu veya hızlı hareket eden bir nesneyi net çekmenizi sağlıyor. Çekmek istediğiniz nesneyi kadraja alıp Exilim EX-S10’i onunla birlikte hareket ettirdiğinizde, nesne çerçevenin önüne geldiği sırada otomatik olarak çekim gerçekleşiyor.

Exilim EX-S10 modeli ayrıca, 36 – 108 mm (35 mm eşdeğeri) odak aralığı, 2.7 inç süper net ekranı, SDHC, SD, MMC ve MMC Plus hafıza kartları desteği ile fotoğraf çekerken her türlü ihtiyacınızı karşılayabilecek özellikleri sunuyor…

Nisan 4, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , , , , | Yorum yapılmamış

Philips 47PFL9732D

Philips 47PFL9732D, şirketin ağırbaşlı tasarımlarından birini temsil ediyor. Ekranı çevreleyen çerçeve parlak siyah bir görünüm sunarken kasanın geri kalanı mat bir şekilde çerçeveyi tamamlıyor. Ekranın hemen altında akıllıca tasarlanmış geride kalan bir alan, hoparlörlerden gelen sesleri yaymak için delikli yapılmış… Philips, bu televizyonuna da geleneksel döner ayaklığı ve televizyonu destekleyen gümüş kolonu da eklemiş. Sonuçta biz, 47PFL9732D’nin mütevazi ve şık görünümünü gerçekten beğendik.

Geçmişte Philips, gerçekten şık görünen fakat kullanımı eziyet olan birçok kumandayla ortaya çıkmıştı fakat bu seferki diğerlerinden daha iyi diyebiliriz. Köşeli çizgileri ve gümüş cilasıyla camdan sehpanız üzerinde oldukça şık duracak olan kumanda kısmen arka aydınlatmaya da sahip. Menülerden çıkm ak için bir ‘Exit’ tuşu yok ve renk kodlu program tuşları da birbirlerine çok yakın fakat bunların dışında aralıklar ve tuş seçimleri gayet kullanışlı… Menüler, çoğu zaman tüm ekranı karartacak genişlikte görünüyor ve bir ayar yapmayı bitirdiğiniz zaman bile menü parametresi hala ekranın yarısını karartmaya devam ediyor. tBiz biraz daha ufak tefek bir menü alanını tercih ederdik…

Özellikler

Philips’e özel Ambilight sistemi de bu televizyonun özelliklerinden bir tanesi. Televizyonun arkasında yer alan florasan ışıklar ekrana uyum sağlayarak renk değiştiriyorlar. Kapsamlı bir kontrol seti Ambilight aydınlatmasının renklerini ve parlaklığını kontrol ediyor. Bu sayede isterseniz ışıklar ekrandaki görüntüye uyarak, tek bir renkte yanarak veya tamamen kapalı olarak kullanılabiliyor.

47PFL9732D, (şirketin söylediğine göre) hareketin bulanıklığını azaltan 120Hz teknolojisiyle donatılmış. Philips 47PFL9732D, 1920 x 1080 çözünürlüğe sahip olan dolayısıyla da 1080i ve 1080p kaynaklardan gelen ayrıntıları tam olarak çözümleyebilen bir 1080p HDTV… Ayrıca 720p ve 480p gibi çözünürlükler de mevcur piksellere uymak üzere otomatik olarak tekrar yapılandırılıyor.

47PFL9732D, önceden ayarlı üç ayar sunuyor. Ayarı yaptığınız zaman ‘şimdiki’ resim ayarına geri dönüyor.Ne yazık ki; önceki ayarlardan birine geri döndüğünüz zaman yapmış olduğunuz ayar otomatik olarak siliniyor. Yani önceden ayarlanmış bir ayar kullandıktan sonra kendi ayarlarınıza geri dönmek isterseniz bu dileğiniz gerçekleşmiyor.

İyi bir siyah dengesi yakalamaya yardımcı olan arka aydınlatması için bir kontrol, 47PFL9732D’de aradığımız özelliklerden oldu. Philips’in sunduğu çoğu gelişmiş kontrolü de kapalı konumda bıraktık. Kılavuza göre Pixel Perfect HD her bir pikselin görünebileceğinin en iyisinde görünmesini sağlamak amaçlı tasarlanmış özelliklerden fakat biz test ederken çok büyük bir fark göremedik. Dinamik kontrast, aktif kontrol ve ışık sensoru odanın veya bulunduğu mekanın aydınlatmasına göre otomatik olarak görüntü ayarı yapıyor. Bu sebeple onları kapalı konumda bıraktık. Renk arttırma da çok büyük bir fark yaratmadığı için kapalı durumda bıraktık. Gürültü önleyici kontrollerini beğendik ve kalibrasyon yaparken iyi bir efekt elde edebilmek için ayarlanabilir renk derecesi kontrollerini kullandık…

Philips ayrıca, içinde Settings Assistant (ayar asistanı) barındırıyor. Bu asistan, televizyonun ayarlarını yaparken ne yazptığınızı görmek açısından oldukça faydalı. Ekranı ikiye bölüyor ve bir dizi resim gösterirken sağdakini veya soldakini beğenip seçmenizi istiyor. Elbette manuel bir ayar her zaman daha iyi olacaktır ama bu şekilde zaman kaybından ve karmaşık işlemlerden kurtulmuş oluyorsunuz.

Panelin arkasında yer alan HDMI üçlüsüyle birlikte 47PFL9732D’nin bağlantılarını oldukça başarılı bulduk. Ayrıca komponent video, S-Video, kompozit video’dan oluşan analog AV girişlerini de bulmak mümkün. Arka bağlantılar arasında koaksiyel optik dijital çıkış da çoğu televizyonda bulunan optik çıkıştan daha iyi. Bir tek eksik kendi sınıfındaki birçok LCD’de bulunan RGB stili PC girişi. Panelin yan tarafında kolay erişim için S-Video ve kompozitle birlikte AV jakları bulunuyor. Aynı tarafta ayrıca kulaklık jakı ve USB portu bulunuyor….

Performans

Philips 47PFL9732D, kalibrasyondan sonra iyi bir siyah ve renk dengesi sundu. 120Hz modunda ise görüntü bulanıklığıyla iyi başa çıktı. Fakat verdiği iyi performans ilk renk doğruluğu ve görüş açısı zayıflığı tarafından biraz baltalanıyor…

Siyah düzeyi performansı son model LCD’ler arasında orta düzeyde kalıyor. Gölgeler ve ayrıntılar çoğu televizyona göre oldukça iyi fakat Sony LCD’de olduğu kadar derin değil. Yine de siyahlar oldukça naturel gözüküyor. Fakat daha karanlık alanlarda bazıistikrar sorunları olduğunu farkettik. Ekranın kenarları ortasına göre daha açık kalıyordu. Normalde LCD’lerde sıkça görülen bir durum olmasına rağmen 47PFL9732D’de bu sorun ortalamanın biraz üzerine çıkıyor. Eğer normal seyretme açısının dışına çıkarsanız bu durum daha da bariz bir şekilde fark edilmeye başlanıyor. Seyretme açısı performansı için son zamanlarda gördüğümüz LCD’ler arasında en düşük performansı sunanlardan biriydi diyebiliriz.

Philips, beklendiği gibi, 1080i ve 1080p çözünürlük kaynağından alınan her satırı başarıyla çözmeyi başardı. Ayırca ayrıntılar da bir HDTV’de olamsı gerektiği kadar keskin ve netti. Standart çözünürlükte de sonuçlar değişmedi ve 46PFL9732D, 480i çözünürlükte de oldukça başarılı bir performans sundu.

Nisan 4, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | , , , , , | Yorum yapılmamış

İşlemci dünyasında gelişmeler

BM işlemciler arasında daha hızlı veri transferi için kabloları ortadan atmaya hazırlanıyor. Internet’in doğduğu DARPA laboratuvarlarında ise işlemcilerden transistörleri atmanın formulleri aranıyor.

Kullandığımız bilgisayarların kalbi Merkezi İşlem Birimi (CPU), kısaca işlemci dünyasında ilginç gelişmeler meydana gelmeye başladı. Intel’in Mobile Internet Devices (MID – Mobil Internet Cihazları) stratejisi çerçevesinde işlemcilerin boyları daha da küçülecek, daha az güç tüketecek, daha az ısınacak, kısacası hem daha yüksek performans sağlanacak hem de daha küçük bilgisayarların yapılabilmesine olanak sağlayacak.

Intel’in yeni işlemci markası “atom” da bu strateji çerçevesinde ismini aldı zaten. Ütopya atom kadar küçük işlemciler.

Bilgisayar denilince akla gelen AMD ve Intel dışında işlemci üreticisi yok; son tüketicinin ilgilendiği ya da doğrudan dokunabildiği.

Ama daha düne kadar Apple bilgisayarların içinde yer tutan Power PC işlemcisinin üreticisi IBM ve Internet’in doğduğu laboratuvarların sahibi DARPA işlemci dünyasının çehresini değiştirecek yeni oluşumlar peşinde.

IBM işlemcilerin içindeki kabloları ortadan kaldırarak çok daha az ısınacak, ayıraca mevcut teknolojilerden 100 kat daha fazla veri transferine olanak sağlayacak bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Günümüz dünyasında işlemciler içindeki sinyaller mikroskobik kablolar üzerinde çalışan elektronlarla iletiliyor. Deney aşamasındaki yeni teknoloji ise bu sinyalleri fiber optik haberleşmeden alarak işlemci seviyesine yaymayı planlıyor. İşlemci içindeki kablolardan arınmak işlemcinin daha yüksek performansa ve daha düşük güç tüketimine erişmesine yardımcı olacak.

DARPA ise nano bilgisayarların gelişmesine yönelik araştırmaları destekliyor. Nano bilgisayarlarda transistörler yerine milyonlarca hareketli parça bulunması hedefleniyor. Mevcut işlemciler çok fazla ısınmasına karşılık nanomekanik işlemciler daha az ısınacaklar. Daha az ısınacak bu nanomekanik işlemcilerin kullanım alanı da sıradışı ortamlar; uzay, otomobil motorları, makineli tüfekler, oyuncaklar ve silahlar. Daha az enerji tüketecek olan nanomekanik işlemciler, soğutulmaları için de ekstra güce ihtiyaç duymayacak. Bu da büyük bir enerji tasarrufu anlamına geliyor. Son araştırmalar ABD’de tüketilen elektrik enerjisinin yüzde 15′i ile 20’sini bilgisayarları çalıştırmak ve soğutmak için kullanıldığını gösteriyor. Yeni nesil işlemci teknolojileri ise bu oranı aşağıya çekmeyi hedefliyor.

Nisan 1, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | | Yorum yapılmamış

Japonlar Yine Yaptı!

Image

NTT DoCoMo, yine yaptı yapacağını. Müşteriye sunulan bağlantı bant genişliği konusunda lider olan NTT DoCoMo, yeni bir kablosuz veri hızı rekoru kırdı!

Japonya‘da dördüncü nesilden hemen öncesi için yapılan çalışmalarda başı çeken NTT DoCoMo, yüksek veri aktarım hızları konusunda önemil bir adım daha atıldığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre, şu an için kendi müşterilerine verebildiği 3,6 MBit‘lik kablosuz bağlantıyı neredeyse yediye katlayan firma, 250 Mbit hıza yavaş hareket eden bir alıcıyla ulaşmış durumda. Yapılan testlerde alıcı 10 KM/s hızla hareket ediyorken bu hıza ulaşılmış. Tabii ki bu bir deneme ve henüz ülkemizde daha üçüncü nesil desteği bulunan bir şebeke yokken bunu okuyor olmanız işi daha da çileden çıkartıcı bir hâle getiriyor. Sahi, bizde neden 3G bile yok?

Mart 29, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | | Yorum yapılmamış