Teknoloji

Paylasim

Lenovo ThinkPad X300

Ürüne Genel Bakış

Artısı: Çok ince ve hafif; ThinkPad serisinin en incesi; tümleşik DVD yazıcı; GPS; WWAN ve kablosuz USB

Eksisi: SSD (flash tabanlı sabit disk) fiyatı yukarı çekiyor; çoklu ortam performansı MacBook Air’ın gerisinde

Sonuç: ThinkPad X300, eniş ekran ve standart boyutlu klavyesi ile mobil kullanıcının istediği neredeyse her şeyi ince ve hafif gövdesinde sunuyor.

2008 yılının daha ilk iki ayı bitmeden en ince ve en hafif (ultraportable) dizüstü kategorisinde “bomba” gibi ürünlerin gelmesi, bu yılın bu kategorideki ürünler için oldukça rekabetli ve hızlı geçeceğini gösteriyor. Apple’ın MacBook Air ve Toshiba’nın da yenilenmiş kuş tüyü hafifliğindeki Portage R500 ürünlerinin geldiği bu dönemde, Lenovo da fazla gecikmeyerek Thinkpad X serisine eklediği yeni X300 modeli ile bu kategorideki yerini aldı.

Tasarım

ThinkPad X300, hem MacBook Air’ın ( 13.3 inç ekran, tam klavye, incelik) hem de Toshiba Portage R500′ün (SSD -flash tabanlı sabit disk ve geniş bağlantı seçenekleri) en gelişmiş özelliklerini üzerinde toplarken, bunların yanı sıra; bu iki modele göre fazladan sahip olduğu, tümleşik çok ince optik DVD sürücüsü, GPS ve yakında eklenecek Wi Max özelliği ile farkını ortaya koyuyor.

X300′ün siyah rengi kare şeklinde kesilmiş köşeleri, köklerinin ThinkPad serisinden geldiğini açıkça belli ediyor. Ama en ince kısmında 1.85 cm kalınlık ve batarya ile tümleşik DVD sürücüsüne bağlı olarak, 1.3 kg ila 1.4 kg arasında değişen ağırlığı ile ThinkPad serisinin şimdiye kadar ki en hafif elemanı sıfatını hakediyor. Bu kadar övgü ile bahsettiğimiz ürün, elbette bu özellik ve donanım bileşenlerini, ucuza mal ettirmeyerek, hızlı başlangıcın ardından frene dokunmamıza neden oluyor. Taşınabilirlik ve kullanışlılık kriterleri açısından bizden tam puan alan X300′ün, en temel yapılandırması yurtdışında 2476 dolar satış fiyatına sahip.Boyutlarını saymazsak, ürün alışılagelmiş ThinkPad görünümünden çok farklı değil. X300 hala kenarları köşeli magnezyum gövdesi, mavi ThinkVantage butonu gibi klasikleşmiş özelliklerini koruyor. Bunun yanı sıra, parmak okuyucu ve ekranın üst köşesindeki klavye aydınlatması da her zamanki yerlerini muhafaza ediyor. Yine de, ThinkPad serisini yakından tanıyanlarını gözlerinden kaçmayacak tasarım değişiklikleri de yok değil. Avuç yaslama kısmının yumuşak mat rengi ile ThinkVantage, güç ve ses kapatma butonlarının basıldığında, ışık yayması ve ön kısımın bağlantı ve girişlerden tamamen arındırılmış olması göze çarpan değişikliklerin başlıcaları.

özellikler

Ekranı çevreleyen çerçevenin üst kısmında, klavye aydınlatma ışığı ile birlikte internet üzerinden görüntülü görüşmeyi sağlayan 1.3 megapiksel webcam ve gürültü önleme özellikli mikrofon bulunuyor. Mat ekranı ve 1440×900 doğal çözünürlüğü,

ürünün MacBook Air ve benzeri ekrana sahip ürünlere kıyasla daha keskin görüntü yaratmasını sağlarken, bu durumm metin ve ikonların beklenenden daha küçük görünmesine neden oluyor. Eğer internette yayınlanan gazetelerin, resimli kısımlarından ziyade köşe yazıları ile ilgileniyorsanız yazıların küçüklüğünden rahatsız olup, görüntüyü büyütmeniz gerekebilir. Elbette aynı çözüm işi daha çok belgeler ile ilgili olanların tercihi de olabilir.

Klavye boyutu ve konforu ise, gün boyu yazı yazan, ya da döküman düzenleyenler için çok hafif dizüstü kategorisindeki standartların üstünde. Lenovo’nın 14 inç ve 15 inç sınıfındaki modellerinde bulunan klavyeyi kullanan X300, X serisinin önceki modellerinde olduğu gibi, klavyeyi sıkıştırılmış yapıda sunmuyor. Bu sayede fazladan klavye kullanım konforu sağlayan ürün, okuduğunuz bu inceleme yazısı bittiğinde, hiç de bir dizüstü bilgisayar kullanmış olma hissi uyandırmadı. Kısacası klavyeyi sevdik.

Lenovo, üründe hem ünlü kırmızı TrackPoint hem de touchpad’i aynı anda kullanarak, hem geleneksel hem de yeni kullacılarını memnun etmeyi başarmış. Çünkü TrackPoint özelliğinden kopamayanlar olduğu gibi, bu özelliğe alışamadıklarını her fırsatta dile getirenler de mevcut.ThinkPad X300, minimalist tasarıma sahip ürünler arasında kendine özgü deneyim getiriyor. Bu kategoride yer alan modellerin artık standardı haline gelen genişleme yuvası ve çoklu kart okuyucu gibi özellikleri barındırmayan X300, buna karşın özellikle mobil çalışanlarını takdirini toplayacak, kablosuz USB, GPS ve WWAN (kablosuz geniş alan bağlantısı) gibi artı özellikler barındırıyor.

Ürünün bu alandaki daha dikkat çekici özellikleri ise MacBook Air’a attığı farkta ortaya çıkıyor. X300′de, MacBook Air’a göre fazladan iki USB girişi, eternet bağlantısı ve tümleşik DVD yazıcı var. Açıkça söylemek gerekirse bu fazladan özellikler, ürünü, MacBook Air karşısında daha öncelikli tercih edilir konuma getiriyor. Özellikle de iki ürün arasında özellik ve fiyat karşılaştırması yapıldığında.

X300′ün en temel yapılandırmaya sahip modelinin şu andaki (28 Şubat 200 8) yurtdışı satış fiyatı yaklaşık 2500 dolar. Bu fiyat yüksekliğinin en büyük nedeni, daha hızlı açılma ve daha az güç tüketme avatajları sağlayan 64GB kapasiteli SSD (flash tabanlı disk) sabit diski. Ama bu fiyat yine de Apple’ın 64GB SSD’li MacBook Air modelinin altında bulunuyor.

Performans

X300′de tıpkı MacBook Air’da olduğu gibi Intel’in küçültülmüş Core 2 Duo işlemcisi var. Yalnız bir farkla; oda işlemci hızınında az da olsa yavaş olması. Bu hız farkı CNET Labs tarafından yapılan performans testlerinde, ürünün çoklu ortam uygulamaları gerçekleştirirken, MacBook Air’in arkasında bıraktı. Ama 2GB sistem belleği X300′ün, Photoshop çalıştırılırken bu farkı kapatmasına yetti.

X300, internet tarayıcı, müzik ve video oynatma ile ofis uygulamaları gibi tipik günlük uygulamalar için ise fazlası ile yeterli performans sağlıyor. Örnek vermek gerekirse, sabahtan, öğlene kadar işimizi hallettiğimiz süre boyunca aynı zamanda kablosuz internet bağlantısı üzerinden müzik dinledik ve herhangi bir performans düşüşü ile karşılaşmadık.

6 hücreli batarya testinde ürünün pil ömrü, parlaklık ayarı ve kullanım yoğunluğuna bağlı olarak 3 saat ila 4 saat arasında gerçekleşti. DVD testi ise 3 saat 43 dakika ile MacBook Air’e göre 20 dakika az, ama Toshiba Portage R500′e oranla ise 1 saatlik fazla pil ömrü performansı gösterdi.

Ama burada da yine tümleşik DVD yazıcı ile sağlanan bir avantajdan bahsetmek gerekiyor. Bu da; istenirse DVD yazıcının bulunduğu kısma 3 hücreli bir pilin takılabilmesi. Bu şekilde ürünün pil ömrü artırılmış oluyor. Pilden bahsetmişken, X300′ün bataryasının değitirilebilir olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Çünkü, hatırlayacağınız gibi MacBook Air’de bataryayı değiştiremiyorsunuz.

Mart 31, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Donanım | | Yorum yapılmamış

HTC Touch

Ürüne Genel Bakış

Artısı: Akıllı dokunmatik ekran; Windows Mobile 6 platformu; Wi-Fi, 2 megapiksel kamera

Eksisi: El yazısı tanıma çok iyi çalışmıyor; küçük sanal klavye hızlı metin girişi için yeterli değil; SIM kart ve bellek kartı yuvasının yeri çok kullanışlı değil; uygulamalar sırasında performans yavaş

Sonuç: HTC Touch en genel tabiri ile standart cep telefonundan, akıllı telefona terfi etmek isteyen kullanıcılar için, BlackBerry gibi kurumsal ürünlere göre daha sportif duruşlu bir alternatif.
Windows Mobile platformu kullanan birçok akıllı telefonun arkasındaki marka olan HTC’yi, geniş yelpazede sunduğu ürün gamı ile tanıyoruz. Ürünlerinde incelik, küçüklük ve gücü ön plana çıkaran markanın, akıllı telefon tasarımları arasında yerini bulan HTC Touch, tasarımı ile HTC’nin sıradışı geleneğini sürdürüyor.

HTC Touch, en büyük farkını, parmağın ekran üzerindeki hareketlerini algılayan TouchFlo ekran özelliği ile ortaya çıkarıyor. İyi düşünülmüş bu ekran özelliğinin sorunsuz çalışması, kullanıcı tarafında eşsiz bir deneyimi ortaya çıkarabilirdi. Fakat, ekranın bunun için yeterince büyük olmaması ve örneğin; adres defterine yeni kişiler eklerken stylus (işaret kalemi) kullanmanın adeta zorunluluk haline gelmesi, bu eşsiz deneyimin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

Bunun ile birlikte, HTC Touch Dual’de olduğu gibi QWERTY klavyenin olmayışı e-posta ve metin girişini günlük hayatının öncelikleri arasında sayan kullanıcılara vereceğimiz kötü haber. Bu eksikliğin üstesinden gelmek için, HTC sanal klavyenin yanı sıra, el yazısı tanıma özelliğini eklemesine rağmen, cihazın ekrana yazılan harfleri tanımada çok başarılı olduğunu söylemek zor. Eğer doktorsanız, hiç bu özelliği kullanmaya yeltenmeyin bile.

HTC Touch en genel tabiri ile standart cep telefonundan, akıllı telefona terfi etmek isteyen kullanıcılar için, BlackBerry gibi kurumsal ürünlere göre daha sportif duruşlu bir alternatif. Bu yüzden ürünü kullanırken, devamlı işimizi takip etmemiz gerektiği hissine kapılmadık. Tasarımda karşılaştığımız birkaç küçük detay ve ara sıra yaşadığımız performans sorununun dışında günlük hayatta iş görecek bir ürün test ettik. Eğer sanal klavye ve dokunmatik ekrana alışmak, çok zamanınızı alacaksa alternatif olara HTC Touch Dual’i tavsiye ederiz.

Tasarım

HTC Touch’un tasarımında ilk göze çarpan hiç kuşkusuz, TouchFlo arayüzünü destekleyen dokunmatik ekranı. Kendi özel kalemi (stylus) ile kolay bir şekilde kontrol edilebilen ürünün dokunmatik ekranından, bir kurşun kalemin silgili kısmı kullanılarak daha da verimli işleyiş elde edilebiliyor. Bu iki araçtan ikisine de sahip değilseniz, işinizi parmağınızla da görmeniz mümkün. Ama, parmak ucunun büyüklüğü ile kontrol kolaylığı ters orantı gösteriyor.

Boyutları 99.9×58x13.9 mm ve ağırlığı 122g olan ürünün ince gövdesi elde tutuşu ve taşınmasını rahat kılıyor. HTC Touch, gövdesini kaplayan yarı sert kaplama sayesinde de, cihazın elden kaymasını engelleyip, kavramayı artıran tutuşa imkan tanıyor.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi 2.8 inç ekran boyutu, 65K renk desteği ve 240×320 ekran çözünürlüğü olan HTC Touch’un en öne çıkan özelliği ekranındaki TouchFlo özelliği. Özellik sayesinde parmağı kaydırarak ya da ekrana hafifçe vurarak, kontrolleri ve seçme işlemlerini gerçekleştirmek mümkün. Bu özelliğe ek olarak konulan, bazı arayüz ve menü değişiklikleri de SMS, uygulama ve diğer gerekli bilgilere çabuk şekilde erişmeyi sağlıyor.

Eğer daha önce Windows Mobile tabanlı bir cihaz kullandıysanız, HTC Touch’nin ana ekranından başlayan yeni duruş ve hissi rahatça farkedeceksiniz. Ana ekrandaki, kişiler, takvim, mesajlar, sık kullanılan uygulamalar ve hatta hava durumuna tek tıklama ile ulaşmayı sağlayan arayüz çok hoşumuza gitti. Parmağın, ana ekran üzerinde HTC logosuna yakın bir yerden yukarı doğru kaydırılması, sizi yeni 3 boyutlu bir ekrana taşıyor. Bu arayüzü kullanarak, uygulama, kişiler ve multimedya içeriğini parmağın hareketleri kontrol etmek keyifli bir deneyim haline geliyor. Bu arayüzden çıkmak için ise ilk başta yapılan, parmağı yukarı kaydırma hareketinin tam tersini olan aşağı doğru kaydırma yapmak yeterli oluyor.

Ekran parmağı kaydırma ile dokundurma arasındaki farkı ayırt etmede başarılı. Bunun sağladığı avantaj özellikle internet sayfası ve belge incelerken karşımıza çıktı. Herhangi bir belge ya da internet sayfası okurken, parmağın aşağıdan yukarıya hareketi, sayfanın kaydırılmasını, parmağın tek dokunuşu da sayfanın bu hareketini durdurmayı sağlıyor. Aynı özellik numara listenizden isim sırasına göre kişi ararken de kolaylık getiriyor.

HTC Touch’ta gözlerimizin en çok neyi aradığına gelirsek; elbette cevabımız tam QWERTY klavye oldu. Tasarımın küçüklüğü, tam klavyenin eklenmesinin önüne geçerken, kullanıcıları küçük boyutlu sanal klavye ile el yazısı tanıma özelliğine mahkum bırakıyor. Sanal klavye ile hızlı metin girişi çok kolay değil; çünkü harf ve rakamların boyutu parmak uçları için yeterince büyük değil. Bu yüzden cihazın kendi kalemini kullanmak zorunluluk gerektiriyor. El yazısı tanıma özelliği kullanışlı ve hızlı metin girmek için iyi bir alternatif olsa da; harfleri tanımada yaşanan problem, sık sık girişi yapılan yanlış metni silmeyi gerektirdiği için yine zaman kaybına neden oluyor. Burada kısaca şunu söylemek gerekir ki; ürün e-postaları ile çok haşır neşir olan ve gün boyu bu trafiği yaşayan profesyoneller için çok doğru bir tercih değil.

Ürünün üzerindeki butonlara baktığımızda; ekranın hemen altında konuşma başlatma ve sonlandırma butonları ile birlikte beş yönlü navigasyon butonu var. Sağ tarafta kamera etkinleştirme butonu ile iyi gizlenmiş SIM kart ve microSD yuvaları bulunuyor. Son saydıklarım, bir koruma kapağı ile muhafaza edilirken ilk bakışta farkedilmesi zor. Sol tarafta ise ses ayarı butonu, altta USB girişi ve boyunluk tutturma kısmı ile üstte açma-kapama butonu bulunuyor. Son olarak arka kısımda hoparlör, kamera ve kendi kendini çekme aynasından oluşan üçlü yer alıyor.

Özellikler

Üründe, özellik bakımından yeni arayüzünün dışında gelen devrim niteliğinde bir değişiklik bulunmuyor. HTC Touch bu anlamda Windows Mobile 6 Professional platformunu kullanan, sınıfının diğer telefonlarından kesin çizgiler ile ayrılmıyor.

Kablosuz bağlantı olarak üründe Wi-Fi ve Bluetooth 2.0 bulunurken ne yazık ki 3G desteğine rastlamıyoruz. Hoş bu erişim henüz altyapısına ülkemizde kavuşmuş olmasa da, ilerleyen dönemde kablosuz ağ bulamadığınız takdirde internete erişmeniz EDGE hızında olacak. Kablosuz ağ demişken; cihazın bu bağlantısının oldukça başarılı çalıştığını söyleyelim. Gerek şifre korumalı gerekse korumasız ağlara bağlanma hızı oldukça tatmin edici. İnternette gezinirken, görüntü kayması ya da resimlerde bozulma gibi sorunlar ile karşılaşmamak da bizi memnun etti.

Bluetooth bağlantısına baktığımızda ise kablosuz kulaklık, eller serbest kitleri, dosya paylaşma ve Bluetooth kulaklıklar için A2DP desteklenen özellikler arasında yer alıyor.

Arka kısımda yer alan kamera, bu kategorideki modellerin standardını aşamıyor. 2 megapiksel çözünürlük, 8x zum, video kayıt özelliklerine sahip olan kamera, beş farklı çözünürlük kalitesi ve dört resim kalitesi ayarı sunuyor. Üründe gece çekimlerinin vazgeçilmezi olan flaş ise bulunmuyor.

Sesli ve sessiz video kaydı yapabilen HTC Touch, MPEG4, Hareketli JPEG ve H.263 formatlarını destekliyor. Sadece iki çözünürlük seçeneği olsa da, kameradan gelen beyaz ayarı ve renk efektleri ile çekim özellikleri zenginleşiyor.

Resim kalitesini genel olarak beğendik. Her ne kadar resmin ortasında hafif bir bulanıklık kendini gösterse ve sarı tonun az da olsa fazlalığı göze takılsa da, çözünürlük iyi, renkler de çoğunluk ile parlaktı. Yalnız, resim çekerken bulanıklığı engellemek ve iyi kalitede görüntü elde etmek için ürünün titretilmesini minumuma indirmek gerekti. Resim kalitesine karşın video kalitesi daha düşük ve resimlere kıyasla daha fazla pikselleşme oluşturdu.

Performans

İstanbul’un kalabalık sokak ve mekanlarında test ettiğimiz HTC Touch, çağrı kalitesi olarak tatmin edici performans sağladı. Tren istasyonunda yaptığımız konuşmalar da, trenin geçişi sırasında karşıdaki kişi ile ses trafiğini devam ettirebildik. Bu gürültü karşısında bizi yarı yolda bırakmayan ürün, şehiriçi trafik gürültüsünde ise herhangi bir duyma ya da sesimizin karşı tarafa iletilmesi problemini ortaya çıkarmadı.

Ses iletimi konusunda başarılı olan ürünün çağrı konusunda aksadığı nokta yine en beğendiğimiz TouchFlo ekran özelliği nedeni ile oldu. Konuşma sırasında ekranın yüze yaslanmasının, sanki ekrana dokunarak komut verilmiş işlevi görmesi çoğu zaman konuşmanın yarıda kesilmesine neden oldu. Bunun üstesinden gelmenin yolunu tahmin edeceğiniz gibi pratik olarak, ekranı yüzümüze değdirmemekte bulduk. Ama HTC’nin bizim pratik yolumuz yerine daha işlevsel bir çözüm bulması kullanıcı tarafında memnun edici etki yaratacaktır.

201MHz TI OMAP850 işlemciye sahip cihaz, genel performans değerlendirmesi yaptığımızda çok hızlı olmayan bir ürün. Üründe sık sık birkaç saniyelik uygulama başlatma gecikmeleri yaşadık. Multimedya içeriği oynatırken de bu durumla karşılaştık. Medya çalar ile ana menü arasında geçişlerde kısa da olsa gecikmeler oluştu.

Ses kalitesi de standart düzeyde olan HTC Touch, bas eksikliği hissedilmesine rağmen fazla gürültülü olmayan ortamlarda keyifli müzik dinlemeye olanak sağladı. Ses kalitesi kulaklık ile bariz şekilde daha kaliteli alınabiliyor.

5 saat konuşma ve 8.3 gün bekleme süresi biçilen HTC Touch, multimedya, kablosuz internet ve standart sürede konuşmanın yapıldığı gün sonunda şarj cihazını arıyor.

Mart 31, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Telefon | | Yorum yapılmamış

Norveç`in Paris`i Çöplükte Ölü Bulundu

Norveç`in Paris Hilton`ı olarak bilinen sosyete kızı çöplükte ölü bulundu.

İngiliz polisi olayla ilgili Ortadoğulu bir milyarderin oğlunu arıyor

Mart 31, 2008 Yazan: Acemi blogçu | magazin | | Yorum yapılmamış

Farelerde sirozu tedavi ettiler

Tokyo (AA)- Japon araştırmacılar, farelerde sirozu tedavi etmeyi başardı.Sapporo Tıp Fakültesi uzmanları, tedavide kolajen (bağ dokusu liflerinin ana yapısını oluşturan protein) üretimini engelleyen genetik bir ürün kullandı.

Kolajenin fazla salgılanması, karaciğer hücrelerinde fibroza yol açıyor.Amerikan “Nature Biotechnology” dergisinin internet sitesindeki makaleye göre, siroza yakalanan 60 fare 40 gün içinde ölürken, her hafta ilaç zerk edilen 12 fare hayatta kalmayı başardı ve bu hayvanların karaciğeri, beş hafta sonunda neredeyse tamamen normal hale geldi.

Araştırma ekibinin başkanı Prof.Yoşiro Niitsu, özel şirketlerin desteğiyle klinik çalışmaları sürdürmek istediklerini ve yeni tedavi yöntemini beş yıla kadar hayata geçirmeyi tasarladıklarını belirtti.

Mart 31, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Bilim, Bioteknoloji, Haber | | Yorum yapılmamış

iPhone 2.0 firmware de kırıldı

Bu da akıllı telefonların kedi-fare oyunu: Apple’ın 2.0 firmware’i, son kullanıcıya sunulmasına aylar kala şimdiden kırılmış durumda.iPhone’un, firmware’in 2.0 sürümünü de içeren yazılım geliştirme kitinin (SDK) betası, yayınlanmasından sonraki dört günde 100.000 geliştirici tarafından indirilmiş durumda. SDK geliştiriciler açısından oldukça önemli; SDK ile geliştiriciler Apple’ın belirlediği çizgilere sadık kalmak koşuluyla artık iPhone’u “hack etmek” zorunda kalmadan uygulama üretebilecekler. Tabii bazıları bununla yetinmemişler ve 2.0 firmware’ini de halka sunulmasından üç ay önce kırmışlar. Bunun anlamı iPhone’a Apple’ın daha önce andığımız çizgileri dışında da yazılım yüklenebileceği. Bunlar arasında emülatörler, VOIP gibi uygulamalar da var.

Mart 29, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, Telefon | | Yorum yapılmamış

LG’nin insan cildi hisli telefonu

LG’nin yeni telefonunun tuştakımı insan cildinin dokunuşu hissi verecek şekilde silikondan üretilmiş. SH240 modeli bu

özelliğinin reklamını “sanki telefon numarasını bir insanın cildine tuşluyormuş hissi verdiği” şeklinde yapıyor. Telefonun diğer özellikleri arasında 2 MP kamera, harici kart, Bluetooth, HSDPA gibi bir dizi standart var; yani makineye potansiyel kullanıcıları farklı bir yerden vurmaya çalışan bir tasarım fikri olarak bakmak gerek.

 

lg_skinphone_2.jpg

Fotoğraf kaynağı: RegHardware

Şu anda sadece Kore’de satılıyormuş, fiyat 400 dolar olarak verilmiş.

Mart 29, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Telefon | | Yorum yapılmamış

Acer aspire 5920

Acer aspire 5920 hakkında herşey burada
1. Acer aspire 5920 özellikleriChip Seti Intel 965PM Chipset
İşlemci / Hızı Core 2 Duo T7100 1.8 Ghz 2MB 800MHz Santa Rosa
Ekran Özelliği 15.4″ / 1280 x 800 / WXGA
Ekran Boyutu 15.4″
Ekran Kartı Nvidia® GeForce 8600M GT 256MB DirectX 10
Sistem Belleği 2048MB 667MHz
Bellek Yuvası 2
Sabit Disk Kapasitesi 160GB 5400RPM 8MB
Ses Kartı TÜMLEŞİK
Optik Sürücü DVD Dual Yazıcı
Klavye TR/Q
Kablosuz İletişim Intel Pro 4965AGN 802.11a/b/g/Draft N
Bluetooth Özelliği Var
Infrared Yok
Pcmcia Var
USB (Adet) ? 4
FireWire Yok
Seri Port Yok
Paralel Port Yok
S-Video (TV-Out) Var
Fax Modem Var
10/100 Ethernet Var
Pil Ömrü (Saat) 3

2. Acer aspire 5920 recovery disk oluşturma

Bilgisayarı ilk açtığınızda ürün kurtarma cd’nizi mutlaka oluşturunuz. Aksi takdirde ileride sisteminizi yeniden yapılandırmanız çok ama çok uğraştırıcı olacaktır.

Ürün kurtarma cd’sini nasıl oluşturacağınızı bilmiyorsanız bilgisayarınızla gelen kullanma klavuzunda “Ürün kurtarma ve Yeniden Yükleme Çözümleri” kısmını okuyabilirsiniz.

Yada aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz.

  • Öncelikle 3 adet boş dvd satın alın ve kenara koyun.
  • “Acer araçlarından Empowering” i açın.
  • “Acer eRecovery Management” i seçin.
  • Gelen ekrandan altta kalan “Burn disk”i seçin.
  • Burada gelen seçeneklerden “Create factory default disc”i seçin. 2 dvd gerekiyor. Bu komple yedek alıyor.
  • Diğer bir seçenekte “Create driver and application backup disc” ile sürücü ve hediye programların yedeğini almaktır. 1 dvd gerekiyor. Bence iki seçeneği de yapın.

3. Acer aspire 5920 ye windows xp yükleme

Xp kurulumuna başlamadan önce;

  1. Sata diskleri tanıyabilen bir windows xp cd si yapın,
  2. Service pack 2′yi buradan indirin.
  3. Aşağıdaki sürücüleri indirin.
  4. Bilgisayarınızın ilk olarak cd den açılması için bios ayarlarını yapın.

Kurulum adımları;

  1. Sata driverları olan xp cd si ile kurulumu yapın.
  2. Service pack 2 yi kurun.
  3. Aşağıdaki sürücüleri SIRASIYLA kurun.

Sürücüler;

Acer 5920 ye ait xp driver (sürücü) lerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Dosyalar epeyce büyük olduğundan 2 parça halinde verilmiş.

Kurulumda dikkat edilmesi gerekn en önemli nokta öncelikle chipset driver(sürücü)’ının kurulmasıdır. Gerisi için herhangi bir sıraya uymanıza gerek yok.

Acer 5920 xp drivers 1. bölüm
Acer 5920 xp drivers 2. bölüm [*]Ses Kartı kurulumu

Birçok arkadaş ses kartını kurmayı başaramıyor. Aşağıdaki işlemleri SIRASIYLA ve hiçbir adımı atlamadan yaparsanız sorunsuz bir şekilde notebook ses kartınızı kurabilirsiniz.

Önce ses yamasını kuruyoruz. Daha sonra realtek ses kartı driverını normal bir şekilde kuruyoruz.

İki dosyayı birden buradan indirebilirsiniz. Eğer dosyalar açılırken şifre isterse şifresi “www.notebook.gen.tr”

Bilgisayarıma sağ tıklıyoruz. Özellikler > donanım > Aygıt yöneticisini açıyoruz. EN ALTTA SİSTEM AYGITLARININ ALTINDA sarı ünlem işaretiyle bir pci device göreceksiniz. Sağ tıklıyoruz.
Sürücüyü güncelleştir > Hayır, Bu kez değil > Listeden ya da belirli bir konumdan yükle (Gelişmiş) i seçip ileri diyoruz. Gelen ekranda arama şu konumu da içersin: yazan yerde işaret yoksa mouse ile tıklayarak işaretliyoruz. Hemen altında boş bir satır olacak. Bu satıra şunu yapıştırın.
Kod: Tümünü seçC:\Program Files\Realtek\InstallShield Daha sonra ileri’yi tıklayıp herşeyi onaylayarak kurulumu tamamlayın. Bilgisayarı yeniden başlatın. Ses kartınız başarı ile kurulmuştur.

4. Acer aspire 5920 resimleri


Mart 29, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Donanım | | Yorum yapılmamış

EEE PC’ler 20 Martta Türkiye’de

Image

Asus Eee PC Türkiye’ye iki farklı model olarak gelecek. Bu ürünlerden bir tanesi 2 GB depolama alanına sahip olacak ve kamerası bulunmayacak. Diğer model ise 4 GB depolama alanına sahip durumda olacak. Ürünün dağıtıcısı Boğaziçi Bilgisayar’dan alınan bilgiye göre ürünlerin geliş tarihi martın üçüncü haftası. Fiyatlandırma konusunda ise en güncel bilgi şu şekilde: 2 GB’lık model 299 dolar + KDV (KDV dahil 425 YTL), 4 GB’lık model ise 399 dolar + KDV (KDV dahil 565 YTL) olarak piyasaya sürülecek.

ASUS EEE PC Notebook

İlk merak edilen soru, ASUS Eee PC’nin ne zaman ülkemizde satışa çıkacağı. Ürünler Ocak 2008′de piyasaya girecek. 8G modeli hariç tüm modeller geliyor. Özellikle ucuz modelin kapış kapış gideceğini tahmin ediyoruz.

Sebebi basit: Bir notebook hiç bu kadar ucuz olmamıştı. Üstelik bilgisayar öğrenen yeni aile fertleri için bu uygun fiyatlı, şık, renkli Eee PC kadar iyi bir alternatif şimdilik gözükmüyor. Sadece internette surf yapmak için bile yeterince ucuz bir cihaz. İhtiyacı olmayan kullanıcılar bile mutlaka bir tane almayı düşünecektir.

ASUS EEE PC Notebook

5 farklı renk seçeneği.

Üstelik taşınabilirlik konusunda da çok iddialı bir cihaz. 7″ ekran sahip ufacık bir cihaz, 1 kg’ın altında ve yanınızda taşımak da muazzam kolay olacak. Batarya süresi ideal ve Windows XP uyumlu olması bir çok kullanıcıya ayrıca göz kırpıyor. Bence bir çok kullanıcı bu sistemi Linux ile kullanmaya çalışacaktır; hatta bu sistem Linux kullanımı için de önemli bir adım olabilir. (Linux dağıtımı olarak Xandros tabanlı bir dağıtım var )

Sabit disk kapasitesi az gibi gözüküyor. Linux kurulumu pek yer kaplamıyor olsa da videolarınız saklamayı düşünmemelisiniz. Daha önceki haberimizde bir okuyucumuzun yorumunda bahsettiği gibi, tüm bilgilerinizi isterseniz USB diskinizde muhafaza edin hiç dert değil. Üstelik, ASUS Eee PC üzerinde 3 adet USB portunun olması, 2.5″ harici diskinizi takabileceğiniz anlamına geliyor, ki bu da zaten veri depolama problemini kökünden çözecek. Ya da USB flash bellek ile ya da SD kart ile bu kapasite sorunu da çözülebilir. Eee PC üzerinde bulunan diğer bileşenler de şöyle:

  • 1x VGA çıkışı
  • SD kart okuyucu
  • 1x ethernet portu
  • 1x modem çıkışı
  • kulaklık ve mikrofon çıkışları

Kullanılan hard disk SSD, yani hızlı, az güç tüketiyor, sessiz ve ısınmıyor.

Kullanılan Linux dağıtımıbir PDA arabirimini andırıyor. Bu yüzden kullanımının gayet kolay olacağını tahmin edebiliriz.

7″ LCD’nin çözünürlüğü ise 800×480. web sayfalarını gezerken biraz kaydırma çubuğunu fazla kullanacağımız anlamına geliyor bu.

Arabirim resimlerine bakalım tekrar. Resimleri büyütmek için üzerilerine tıklayabilirsiniz:

ASUS EEE PC Notebook

ASUS EEE PC Notebook

ASUS EEE PC Notebook
ASUS EEE PC Notebook

ASUS EEE PC Notebook

200198095-001-7.jpg

Mart 29, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Donanım | | Yorum yapılmamış

Japonlar Yine Yaptı!

Image

NTT DoCoMo, yine yaptı yapacağını. Müşteriye sunulan bağlantı bant genişliği konusunda lider olan NTT DoCoMo, yeni bir kablosuz veri hızı rekoru kırdı!

Japonya‘da dördüncü nesilden hemen öncesi için yapılan çalışmalarda başı çeken NTT DoCoMo, yüksek veri aktarım hızları konusunda önemil bir adım daha atıldığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre, şu an için kendi müşterilerine verebildiği 3,6 MBit‘lik kablosuz bağlantıyı neredeyse yediye katlayan firma, 250 Mbit hıza yavaş hareket eden bir alıcıyla ulaşmış durumda. Yapılan testlerde alıcı 10 KM/s hızla hareket ediyorken bu hıza ulaşılmış. Tabii ki bu bir deneme ve henüz ülkemizde daha üçüncü nesil desteği bulunan bir şebeke yokken bunu okuyor olmanız işi daha da çileden çıkartıcı bir hâle getiriyor. Sahi, bizde neden 3G bile yok?

Mart 29, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Haber, teknoloji | | Yorum yapılmamış

Yakında klavye ve fare tarih olacak

Bilişim dünyasının öncüsü Bill Gates, ABD’nin Las Vegas kentinde başlayan Elektronik Fuarı’nın (CES-Consumer Electronic Show-Tüketici Elektroniği Fuarı) açılışında yaptığı konuşmada, dijital dünyanın geleceği konusundaki öngörülerini anlattı.Dünyanın en büyük yazılım firması Microsoft’un başkanı olarak yaptığı son konuşmada, bilgisayar kullanıcılarının yakında klavye ve fareyi bir kenara atacaklarını ve bunun yerine PC’lerini el hareketleriyle kullanacaklarını belirterek, gelecekte bilgisayarlı mobilya ve ev eşyalarının olduğu bir dünya olacağını, bilgisayar kullanımının çok daha artacağını söyledi.Fuarın açılış konuşmasını 10. kez yapan Gates, dijital yaşamın ilk 10 yılında dünyadaki PC sayısının 1 milyarı, geniş bant internet kullanıcısı sayısının 250 milyonu aştığını ve dünya nüfusunun yüzde 40′ının mobil telefon kullandığını söyleyerek, geçen 10 yılın bu açıdan büyük bir başarı olduğunu anlattı.
10 yılda bilgisayarların sadece masa üstünde değil, masanın içinde ve her yerde olacağını söyleyen Bill Gates, insanların dosya ve uygulamalarına mobil telefon, bilgisayar veya televizyon gibi her cihazdan ulaşabilecekleri öngörüsünde bulundu.

Yeni dijital dönemde online alışveriş ve online sohbet gibi birçok web aktivitesinin 3 boyutlu ortamda yapılacağını da söyleyen Bill Gates, gelecek 10 yılın en önemli değişikliğinin ise kullanıcıların bilgisayarları ile el hareketleriyle iletişime geçecekleri “doğal kullanıcı arayüzü” olacağını vurguladı.

Gates, fuarın açılışındaki konuşmasında, Microsoft’un geçen yıl sonunda konseptini geliştirdiği, el hareketleriyle kullanılan geniş bir masa şeklindeki dokunmatik ekranlı bilgisayar “Surface” adlı cihazı da tanıtarak, “Bu teknolojinin şimdilik daha başındayız, yazılım programcıları bu platformu geliştirecekler” dedi.

Açılış konuşmasında ayrıca, “görsel tanıma” adını verdikleri ve geleceğin mobil telefonlarında kullanılacak bir teknolojinin prototipini de tanıtan Gates, bu teknolojinin, cep telefonu kamerası bir cisme tutulduğunda bununla ilgili verileri kullanıcıya aktardığını kaydetti.

Bill Gates, bu yılın sonuna doğru, 17 yaşından beri aralıksız çalıştığı Microsoft’tan emekli olacağını ve sürdürmekte olduğu hayır işlerine daha iyi odaklanacağını belirterek, bir video gösterisiyle Microsoft’taki son gününde ve sonrasındaki yaşamında neler yapacağını dinleyicilerin alkışları arasında sundu.

Mart 28, 2008 Yazan: Acemi blogçu | Donanım, teknoloji | | Yorum yapılmamış